Batuhan Dedde’den seçmeler…

Tanrı aşkı yağmurlu bir Pazar gününün öğleden sonrasında yaratmış olmalı. Cumartesiden kalma bir yorgunluğun üstüne. Yoksa tadındaki bu yılmışlığın başka bir açıklaması olamaz değil mi?

Bütün manzaram monoton aynalarda. Yüzümü çizen, yüzümü çizgilendiren aynı hayal kırıklıkları, hep aynı bekleyişler. Arkamda durup bana silah çeken palyaço bile aynı. Şimdi vursam dilimi aynaya, ruhumu yırtsam kırıklarla, iyileşebilir miyim? Kaç kırık parça varsa o kadara bölünebilir miyim?

İki kalbin arasına eğer, üçüncü bir organ giriyorsa bozulur aşkın büyüsü.

Yaşamak ne kadar ucuz, pahalı olan sadece mönüde ki lüks yiyecekler oysa… Gülmek pahalıdır mesela, ağlamakta… Hepsinin ucuz olmayan bir bedeli var elbet. Ve bedeller ödenmek içindir… Bazı ruhlarda sigara söndürmelik…

Bazen ruhlar feryat eder ve kimse duymaz. Herkesin kulakları sağır olmuştur yüksek desibelli “yaşam mücadelesi senfonisi”ni dinlerken.

Yıkılabiliyor bazen insan sevdikleri yüklenince yüreğine doğru.
Kırılabiliyor bazen de değerlileri onları terk edip gittiğinde.

“Aşka uçma kanatların yanar” der Şirâzi. “Aşka uçmadıktan sonra kanat neye yarar?” diye karşılık verir Mevlana. “Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?” diye araya girer Yunus Emre. “Aşka varmak için insan kanatsız da uçar!” diye devam eder Batuhan Dede.

İnsanlara Değer Değil, ‘Eyer’ Vermeli.

İnsanların yıllardır beyninde bıraktığı parmak izlerini inatla silmeye çalışan bir adam. Başkalarının düşüncelerini kendine rehber edinmek yerine, kendi yargılarını kullanmaya çalışan bir adam. Kalabalıklar arasında kaybolmuş, onlara bağımlı, bütün herkesin paylaştığı biri olmayı red eden bir adam. Kısacası kendi halinde bir adam...

Leave a Reply

*

Next ArticleÖlüm Orkestrası